GÜNÜMÜZ MASALLARI
Deli2
Şehri deliler bastı, ellerinde bir kumanda.
Ben dans ediyorum, yüzümde kahkaha…
Gerçek olamaz dediğim her şeyi gerçekleştirecek bir güçle,
Kış vakti, güneş elimde,
Ben bu olamam diyorum,
Delinin biri öpüyor beni dudaklarımdan,
Uykuya dalıyorum.
..
Gece ıslak,
Kumanda kırık.
Ben yatmışım yere,
Sağ gözüme takılan ıslak bir fahişe
Gülümsüyor yüzüme,
Yaşadığımı anlıyorum.
tik tak tak tik
Kurgulu yaşamanın güvenli hissettirdiğini sandığım zamanlarda, saatin bir saniye de bir hareket etmediğini anladım.
Bence her ihtimal göz önüne alındığında bir şey yapmanın tadı çıkmaz.
Bu senin yazdığın son:
Kuzu kurda aşık oldu.
Kurt kaplana yem oldu.
Şimdi ne oldu?
Kaplanın karnı doydu,
Kuzu kurtuldu.
Bu da benim yazdığım son:
Kuzu kurda aşık oldu.
Kuzu kaplana yem oldu.
Kuzu yok oldu.
Kurt kurtuldu.
Kaplan yine doydu.
Fotoğraf: wolf in sheep’s clothing by ~mechanicaptain
Bazılarına YBSG diye toplu mesaj atmak istiyorum sonuna da gülücükler, anladın canım sen anladın diye de eklerim belki.
üç bir iki
Herkes kendi kurguladığı dünyanın emrinde.
Peşkeş çekiyorlar kendi kalplerine.
Hazır ol diye bağıran yalnızlıklarıyla,
Eğer bu ölüm ya da yaşamak demekse;
Mermileri küf tutmuş cümlelerinin içinde.
/
Ve yeni bir dünyaya davet edecekler bizi
Hepsinin emrinde bir kara kedi.
Eğer bu ölüm ya da yaşamak demekse,
Yüzecekler derini.
/
Üç bir iki
Hazır ol! bu yaşamak demekse,
Eğer Ölmek demekse hazırlıksız fedailer kurşuna dizecekler bizi.
Tom Waits’i sevmeyen ölsün!
Tamam ölmesin de herkes dinlesin !
Hay Kalemine Aşık olduğum, sesini sevdiğim!
Atilla İlhan’dan
…
eğer sen yine İstanbul’san
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbul’san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
Amansız hastalığa yakalanan bir kuş-un hikayesi
Bu hikayeyi uzun uzun anlatamam.
Sonundan başlayalım, sonra başına geri dönelim, gelişmeyi de sonda verelim derim.
Hikaye şöyle idi:
Sonuç: Kuş öldü, öldürüldü.
Giriş: Uçtu, mutluydu.
Gelişme: Dünyayı gezdi, şok oldu.
Öyle çok sıkıldım ki kendimden, sizlerden.
Suçlu falan aramıyorum, yargılayamam da kimseyi, kimsenin asılıp, kesilmesine gerek yok zaten…Yoksa en başta kendime yüklenmem gerekirdi sahiden.
Ya sizler çok başkasınız, ya ben de sizlerdenim başkaları bizden farklı.
Ya sahiden hepimiz kötüyüz ya da iyiliklerimiz farklı.
//
Her dakika sanki sırtımda çivi tanesi gibi bu aralar-sabır.
İnsanların cümleleri bilinenin tersine pahada hafif yükte ağır.
Brad Holland. A good good man.
Sessiz harfli gülüşmeler içinde benim de yüzüm sahte.
(via ordadabirilerivar)
Susmanın keyfini çıkaranlar az.
Öyle çok konuşuyor ki insanlar, cümleleri bitmeden cümleler ekleniyor ağızlarına.
Bir bardak çayla huzur bulmak istiyorum, sesin yavaşladığı bir zamanda.
Karanlık hiç bu kadar çekici gelmezken bana,
Yaslandığım yaşlı omuza çekinmeden sarıldım.
Tanıdığım sesler tanımadığım bir ağız çıkınca sıçradım!
Karanlık güzel.